Hasan ERTAŞ-Kağan KALAVA
22 Şubat 2021 Pazartesi
GÜNAHKAR NEBİ
Kendine geldiğinde yarı sersemdi. Kafasını yavaş yavaş doğrulttuğunda altın sarısı saçlarını okşuyordu. Neredeydi ? Buraya ne zaman gelmişti ? Hiçbir şey hatırlamıyordu .Üzerindeki sersemlik ufka baktıkça yerini muazzam hayranlığa bırakıyordu .Doğruldu ve ayağa kalktı gözünü ufuktan hiç ayırmadan. Ayağa kalktığında o seksi vücudu iyi görünür olmuştu .Şeffaf elbisenin altında dipdiri memeleri ,yusyuvarlak kalçası kıvrımlı hatlarıyla Afrodit’ kıskandırırcasına orada süzülüyordu. Rüzgar ince bembeyaz elbisesinin altından teninin şehvetini okşuyordu .Zeus burada olsa tüm kadınları bırakır ,hatta tanrılığını da bırakır ona tapardı .Güzelliği o kadar tanrısaldı ki...
O sadece büyülü ufka bakıyordu. Ne kumlar ,ne rüzgar onu etkilemiyordu. N e dört temel elementi taşıyan dört deve ilginç geliyordu ne de uzaktaki serap mı gerçek mi olduğu bilinmeyen çadırlar .O kadar güzeldi ki ne gün doğumuna ne gün batımına benziyordu .Dünya artık dayanamamıştı, ona doğru koşuyordu .Onunla konuşmak ,hasret gidermek elif misali bir olmak istiyordu. Ansızın bir ses duydu,’ ’yürü’’ diye. Şaşkındı. Ses kendi içinden mi geliyordu yoksa benliği onunla alay mı ediyordu ? O her Nebinin duyduğu ses olabilir miydi ?
Ses bütün azameti ile tekrarladı ‘’ yürü, sadece yürü ‘’Peki nereye ? Nasıl ? Eskilerin izinden mi gitmeliydi yoksa kendine yeni bir yol mu açmalıydı ? O büyüleyici ses yankılandı sahra kumullarında ‘’yürü, sen sadece yürü ‘’
Ayakları adeta ona hükmediyordu, sesin buyurgan iniltilerini dinleyerek ! Sadece yürüdü sorgusuz sualsiz.
... kentine geldiğinde ıssız sokaklara bakındı .Tek başınaydı yapayalnızlığın ortasında. Bir anda kendinden geçti ,muğlak bir bilinmezlikten gelmişti yürüyecekti yine bilinmez denklemlere...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder